Hoşgeldiniz :
KABUL ALAN SUNUMLAR
 
İşitme Cihazı Kullanan Hastalar ve Sağlıklı Bireylerin Anksiyete ve Depresyon Sıklığının Karşılaştırılması
Dr. Erol SENTURK 
Bezmialem Vakıf Üniversitesi, Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz AD, İstanbul, Türkiye.
 
Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo Hastalarında Serum TSH Düzeylerinin Hastalık ile İlişkisinin Değerlendirilmesi
Dr. Mahmut Alper Kanmaz
Sanko Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilimdalı. Gaziantep, Türkiye.
 
Serum Ürik Asit Düzeylerindeki Artış Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo Riskini Artırıyor mu?
Dr. Seyit Mehmet Ceylan
Sanko Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilimdalı. Gaziantep, Türkiye.
 

İşitme Bozukluklarında Odyogramda Detay ve Püf Noktaları

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi KEPEKÇİ

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

 

VESTİBÜLER KAYIPLARDA FİZYOTERAPİK YAKLAŞIMLAR

Uzman Fizyoterapist Gamze KILIÇ- Özel Bağcılar Safa Hastanesi VERTİGO ÜNİTESİ

 

 
 
İşitme Cihazı Kullanan Hastalar ve Sağlıklı Bireylerin Anksiyete ve Depresyon
Sıklığının Karşılaştırılması
Erol SENTURK 1
1Bezmialem Vakıf Üniversitesi, Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz AD, İstanbul, Türkiye.
Giriş: Edinsel işitme kaybı, ciddi bir yeti yitimine sebep olması nedeniyle fiziksel hastalıklar
arasında önemli bir yere sahiptir. İyi bir yaşam sürdürmede işitme kaybından öncelikle
iletişim kurabilme becerisi etkilenir. Özellikle sonradan edinilmiş işitme kaybı olanlarda
depresyon ve paranoid tabloların da ortaya çıktığı bildirilmiştir. Anksiyete ve depresyonun
birlikte görülme oranı %9-40’tır. İki bozukluğun bir arada bulunması, hastalarda ortaya
çıkabilecek güçlükleri daha da artırabilmektedir. Bununla birlikte, genel olarak sağlık
hizmetleri profesyonelleri ve özellikle işitme merkezlerinde çalışanlar, tedavi ve müdahalede
bulundukları hastaların anksiyete ve depresyon düzeyleri hakkındaki bilgileri de göz önünde
bulundurarak, bakım kalitesini ve bu hastaların yaşam kalitesini arttırabilir. Bu durum
hastaların sağlığı ve rehabilitasyon sonuçları açısından büyük öneme sahiptir. Bu çalışmanın
amacı işitme kaybı nedeniyle cihaz kullanmak zorunda kalan bireylerin anksiyete ve
depresyonlarının değerlendirilmesidir.
Method: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi KBB bölümü’ne başvuran bilateral en az
30 dB ya da daha fazla işitme kaybı olan ve işitme cihazı kullanması gereken 25 kişilik hasta
grubu ve 25 kişilik sağlıklı gönüllü kontrol grubu çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya
katılanlara cinsiyet, yaş, eğitim durumu, gelir durumu, işitme kaybının doğuştan/sonradan
gelişmesi, daha önceden işitme cihazı kullanıp kullanmadığı, ek engelinin bulunması,
konuşmasını ve işitmesini ne kadar yeterli olduğuyla alakalı 11 sorudan oluşan anket ve Beck
Depresyon ve Anksiyete Ölçekleri uygulandı.
Bulgular: Gruplar arasında toplam Beck Anksiyete Ölçek skorları farkına bakılmış
istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. (p=0.008) Gruplar arasında toplam Beck Depresyon
Ölçek skorları farkına bakılmış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. (p=0.002) Hastaların
kaç yıldır işitme kaybı olduğuyla kendi işitme durumlarını yeterli bulma durumu arasında
negatif yönlü orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. (r=-0,471)
(p=0.017)
Sonuçlar: Bulgular işitme engeli bulunup işitme cihazı kullanan bireylerin depresyon,
anksiyete skorlarına vurgu yapmaktadır. İşitme engeli bulunan hastaların psikolojik ve
psikiyatrik açıdan tedavi ve rehabilitasyon koşullarının geliştirilmesi önerilmektedir.
Anahtar Sözcükler : İşitme Engeli bulunan Bireyler , Depresyon , Anksiyete
 
***************************************************************************
 
Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo Hastalarında Serum TSH
Düzeylerinin Hastalık ile İlişkisinin Değerlendirilmesi
Mahmut Alper Kanmaz
Sanko Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilimdalı
Amaç :.Odyovestibüler sistem ile tiroit fonksiyonlarının ilişkisi yıllar önce Pendred’s
Sendorumu ile tanımlanmış olup pendrin geninin endolenfatik sıvıda bikarbonat transportunda
ve tiroit hücrelerinde ise iot trasportunda yer aldığı gösterilmiştir. Biz de bu çalışmamızda
TSH hormonunun BPPV Hastalığı ile ilgili ilişkisinin olup olmadığını ortaya koymayı
amaçladık.
Materyal ve Metod: Hastanemizin Kulak Burun Boğaz polikliniğine Ekim 2018- Şubat2019
tarihleri arasında baş dönmesi şikayeti ile başvuran ve TSH hormon seviyelerine bakılan
hastalar değerlendirmeye alındı.KBB polikliniğine baş dönmesi şikayetiyle başvuran BPPV
tanısı alan 57 hasta çalışmaya dahil edildi. Ayrıca polikliniğimize baş dönmesi dışındaki
sebeplerle müracaat eden ve BPPV tanısı alan hasta grubuna benzer yaş ve cinsiyet
özelliklerine sahip 52 tane hasta çalışmaya kontrol grubu olarak alındı. Her iki grupta serum
TSH düzeyleri üzerinde etkili olabilecek Hamilelik durumu, Primer Hipertansiyon, Tip1 ve
Tip2 DM tanıları olan hastalar ile Parsiyel veya Total Tiroidektomi öyküsü olanlar çalışma
dışında tutuldu.
Bulgular : BPPV hasta grubu değerlendirildiğinde serum TSH düzeyleri ortalama 1.57±0.96
olarak bulundu.Kontrol grubunda yapılan değerlendirmede ise serum ürik TSH düzeyleri
ortalama 1.25±0.85 olarak bulundu. Çalışma grubu değerlerinin kontrol grubuna göre daha
yüksek düzeyde olduğu gözlendi ve TSH değerlerinin çalışma ve kontrol grupları arasında
istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklı olduğu tespit edildi .(p=0,018).
Sonuç: Serum TSH düzeyleri BPPV hastalarında anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. TSH
hormonu yüksekliği ile BPPV hastalığı arasındaki bu ilişki yapılacak daha kapsamlı tiroit
fonksiyon parametleri içeren ve daha fazla sayıdaki hasta gruplarına sahip olan çalışmalar ile
kapsamlı bir şekilde ortaya konulabilir.
Anahtar Kelimeler: tiroit fonksiyonları, benign pozisyonel vertigo, Pendred’s Sendromu
Referanlar:
1 Mizukoshi K, Watanabe Y, Shojaku H, Okubo J, Watanabe I. Epidemiological studies on
benign paroxysmal positional vertigo in Japan. Acta Otolaryngol Suppl 1988; 447:67–72.
2 Maciaszczyk K, Lewiński A. Phenotypes of SLC26A4 gene mutations: Pendred syndrome
and hypoacusis with enlarged vestibular aqueduct. Neuro Endocrinol Lett. 2008;29(1):29-36.
3 Imai T, Takeda N, Ikezono T, Shigeno K, Asai M, Watanabe Y, Suzuki M; Committee
for Standards in Diagnosis of Japan Society for Equilibrium Research Classification,
diagnostic criteria and management of benign paroxysmal positional vertigo. Auris Nasus
Larynx. 2017;44(1):1-6.
 
***************************************************************************
 
Serum Ürik Asit Düzeylerindeki Artış Benign Paroksismal
Pozisyonel Vertigo Riskini Artırıyor mu?
Seyit Mehmet Ceylan
Kulak Burun Boğaz, Tıp Fakültesi, Sanko Üniversitesi, Gaziantep, Türkiye
Amaç :Serum ürik asit düzeyleri ile Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo meydana
gelmesi arasında bir ilişkinin olup olmadığının ortaya konulması.
Materyal ve Metod: Ocak 2017-Aralık 2018 tarihleri arasında üçüncü basamak KBB
polikliniğine başvuran ve serum ürik asit düzeyi bakılan hastaların dosyaları retrospektif
olarak incelendi. KBB polikliniğine baş dönmesi şikayetiyle başvuran 72 tane idiopatik
BPPV’li hasta ve vertigo öyküsü olmayan ve KBB polikliniğine vertigo dışı nedenlerle
başvuran yaş ve cinsiyet olarak BPPV grubuna eş 66 tane kontrol grubu hasta çalışmaya dahil
edildi. Her iki grupta serum ürik asit düzeylerini etkileyebilecek hipertansiyon,
kardiyovasküler hastalık, metabolik hastalık, iskemik stroke ve diğer kronik hastalığı olan
hastalar çalışma dışında tutuldu.
Bulgular: BPPV grubunda serum ürik asit düzeyi ortalama 5,44±1,5, kontrol grubunda ise
serum ürik asit düzeyi ortalama 5,22±1,22 olarak bulundu. İki grup arasında serum ürik asit
düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p=0,510)
Sonuç: Serum ürik asit düzeyleri BPPV hastalarında bir miktar artmaktadır ancak bir risk
faktörü değildir
Anahtar Kelimeler: benign paroksismal pozisyonel vertigo, ürik asit, otolitiaziz.
Kaynaklar:
1 Xinglong Yang, Baiyuan Yang, Mengjun Wu, Fang Wang, Xiaodong Huang, Kelu Li,
Zhiwei Mao, Zhong Xu and Hui Ren. Association Between Serum Uric Acid Levels and
Benign Paroxysmal Positional Vertigo: A Systematic Review and Meta-Analysis of
Observational Studies. Front. Neurol. 10:91
2 Celikbilek A, Gencer ZK, Saydam L, Zararsiz G, Tanik N, Ozkiris M. Serumuric acid
levels correlate with benign paroxysmal positional vertigo. Eur J Neurol. (2014) 21:79–85.
3 Jeong SH, Kim JS. The effect of serum uric acid in generating idiopathic benign
paroxysmal positional vertigo. Res Vestib Sci. (2010) 9:27–31.
 
**************************************************************************
 

İşitme Bozukluklarında Odyogramda Detay ve Püf Noktaları

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi KEPEKÇİ

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

 

Giriş

İşitme, akustik enerjinin kulak oluşumları ve işitme siniri yolu ile beyine iletilmesi, burada sentez ve algılanmasıdır. Odyometri, işitmeyi değerlendirmede kullanılan en temel ölçümdür. Bu ölçümde amaç, özellikle iletişim için önemli olan frekanslarda işitme eşiklerini, işitme duyarlılığını belirlemektir.

Tartışma

Odyogramda saf ses ortalamasına göre odyogram normal sınırlarda bile olsa patoloji yoktur dememek gerekir. Dış, orta, iç kulak ve retrokoklear patolojilerin odyogramdaki yansımalarına dikkat edilmelidir. Uzun süreli orta kulak patolojisi olan hastaların tam odyolojik tetkik ile değerlendirilmesi malformasyonların atlanmasını önleyecektir.

Odyogram istenen her vakadan akustik immitansmetri de istenmesinde yarar vardır. Meniere hastalığı takibinde, ototoksisite takibinde, gürültüye bağlı işitme kayıplarının takibinde otoakustik emisyon değerlendirmesi önemli rol oynar.

Dış kulak yolu hastalıkları:

Çöken kulak kanal varlığında geleneksel kulaklıklar kullanıldığında hafif bir iletim kaybı görülecektir.

İşitme cihazı kullanan hastalarda cihaz serumenin sıkışmasını arttırabilir. Serumenin durumuna göre 30 ila 40 dB kadar büyük bir hava-kemik yolu açıklığı ortaya çıkabilir.

Orta kulak hastalıkları:

Perfore kulak zarında genellikle iletim tipi işitme kaybına neden olur. Delinmiş bir kulak zarının neden olduğu işitme kaybı miktarı, hem delik boyutuna hem de açıklığın konumuna göre değişir. Delik küçükse rutin otoskopi sırasında tespit edilemeyecek kadar küçük olabilir, ancak büyük deliklerle, 30 ila 40 dB´e kadar işitme kaybı görülebilir.

Otitis mediada, orta kulakta efüzyon azalmadan devam ederse otitis media gelişebilir. Otitis mediada, orta kulak boşluğunu döşeyen mukozada enfeksiyon söz konusudur. Orta kulağın birçok patolojisinde olduğu gibi, odyogram sorunun ciddiyetine göre değişecektir. İletim tipi bir işitme kaybının 20 ila 30 dB veya daha kötü olması beklenebilir. Vaka ağırlaştıkça 30 dB veya daha büyük hava- kemik yolu açıklığı ortaya çıkabilir.

Kolesteatomlar, keratin denilen bir proteinden oluşan konsantrik halkalara sahip bir keseden oluşmaktadır. Kolesteatomlu hastada, hastalığın derecesine bağlı olarak 30 ila 40 dB hava- kemik yolu aralıklarında iletim tipi işitme kaybı gözlemlenmektedir

Timpanosklerozis, timpanik membranın yüzeyindeki beyaz plaklar ve kemiklerde biriken tortular ile karakterizedir. Seroz otit tedavisinde kullanılan ventilasyon tüpleri düştükten veya çıkarıldıktan sonra kulak zarı üzerinde ortaya çıkan timpanoskleroz düşük frekanslarda iletken bir işitme kaybına neden olabilecek sertleştirici bir etkiye sahip olabilir.

Ossiküler disartikülasyonun en yaygın nedenleri dejeneratif hastalıklar ve kafa travmasıdır. En büyük iletim tipi işitme kaybı, kulak zarının sağlam olduğu disartikülasyon durumlarında 50 ila 60 dB´ye kadar iletken işitme kaybına neden olması mümkündür.

İç kulak hastalıkları:

Koklea hastalıkları, dünyadaki önemli sayıda insanda, kokleaya verilen zararın bir sonucu olarak sensorinöral işitme kaybına yol açmaktadır. Yetişkinler için en yaygın işitme bozukluğu türü koklear patolojiden kaynaklanan sensorinöral işitme kaybıdır. Koklear işitme kaybının çok sınırlı bir tıbbi veya cerrahi tedavisi olduğundan, daha ziyade bu kişiler işitme cihazı donanımları kullanırlar.

Presbiakuzi, 60 yaşın üzerindeki hastalarda işitme hassasiyeti yıllar içinde giderek kötüleşebilmektedir. Bu kayıp odyogramda, özellikle yüksek frekanslarda görülecektir. İşitmenin kademeli olarak bozulması genellikle presbiakuzinin sonucudur.

Gürültüye bağlı işitme kaybında, zaman içinde işitme kaybının ilerici doğası, hastanın gürültüye maruz kalma geçmişiyle tutarlılık gösterir. 4000 Hz´deki düşüş derinleşmektedir.

Ototoksisitede, koklea ototoksik ilaçlardan ve kimyasal maddelerden zarar görebilir. Buna örnek olarak kemoterapik ajan olan sisplatin verilebilir.

Meniere hastalığında, “klasik haliyle” ani veya hızlı başlayan bir işitme kaybı, kulakta bir dolgunluk veya basınç hissi, kısa ve ani şiddetli baş dönmesi, etkilenen kulakta kulak çınlaması bulunur. Odyogram genellikle “düz” veya yukarı eğimli görünür.

Otoskleroz, stapes tabanınının kokleadaki oval pencereye sabitlenmesidir. Bu durum stapes hareketini ve dolayısıyla sesin iç kulağa geçişini büyük ölçüde bozar. Kemik iletim skorlarında 2000 Hz deki “Carhart” çentiğine dikkat edilmelidir.

Kolesteatom, orta kulakta gelişebilecek anormal, kanserli olmayan bir yassı epitel büyümesidir. Hastada iletim tipi bir işitme kaybı olacaktır, ancak kolesteatomlu hasta genellikle hastalığın derecesine bağlı olarak işitme kaybı değişebilir. 30 ila 40 dB hava- kemik yolu aralıklarını gözlemlemek yaygındır.

Retrokoklear patolojiler:

İnternal auditory kanaldan auditory kortekse giden asenden kulak yollarındaki sinir liflerinde hasar oluştururlar. 

Sonuç

İşitme kaybının teşhis ve tedavisinde odyometri altın standarttır. Odyogramdaki hiçbir yer gereksiz değildir. Saf ses ortalamasına göre odyogram normal sınırlarda ise patoloji yoktur dememek gerekir. Hastada köşe tümörü, otoskleroz veya meniere hastalığı başlangıcı olabilir. Bu yüzden sadece saf ses ortalaması ile değil odyogramda her frekanstaki odyometrik eşiklerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca odyolojik değerlendirmelerde hiçbir odyolojik testin tek başına anlamlı olmayabileceği hatırda tutulmalıdır. Odyolojik test bataryasındaki her prosedür hastanın odyolojik resmine bir parça bilgi eklemektedir.

Kaynaklar: 

1.            Kepekçi AH. Odyometri: İşitme ve Ölçümü Vestibüler Sistem Nörootoloji: Nobel Tıp Kitabevleri; 3/2018.

2.            Møller AR. Hearing Disorders and Audiogram Interpretation.  Hearing: anatomy, physiology, and disorders of the auditory system: Plural Publishing; 2012.

3.            Pensak ML, Choo DI. Clinical otology: Thieme; 2014.

*********************************************************************

VESTİBÜLER KAYIPLARDA FİZYOTERAPİK YAKLAŞIMLAR

Uzman Fizyoterapist Gamze KILIÇ- Özel Bağcılar Safa Hastanesi VERTİGO ÜNİTESİ

GİRİŞ

Vestibüler nörit, vestibüler labirantit, ototoksitite, çok sık boğaz enfeksiyonları, yaşlılık gibi birçok sebepten vestibüler sinirde olan hipofonksiyon hastalarda baş dönmesi, denge kayıpları,osilopsi ve en önemlisi düşme semptomları ile sonuçlanabilir. Bu tarz sinir iletiminde olan yavaşlamalarda en etkin tedavi vestibüler rehabilitasyondur. 

TARTIŞMA

Akut ve/veya kronik vertigo atakları sonrasında hastalar yürürken denge kaybı, deprem oluyormuş hissi ve dizziness dediğimiz sersemlik hissinin yoğun bir şekilde ifade ettiklerinden bahsederler. Bunun üstünde yapılan araştırmalarda ve VNG ya da VHİT gibi görüntüleme teknikleri ile vestibüler sinirde olan değişiklikler incelenmeye başlandı ve hastalarda görülen bu durumun sebebi ortaya konuldu. Özellikle tekrarlı vestibüler nörit sonrasında unilateral vestibüler hipofonksiyon görülmesi vestibüler sistem hastalıkları içerisinde en sık görülenlerinden bir tanesidir. Daha nadir görülen ama hem tanısı hem tedavisi daha zor olan bilateral vestibüler hipofonksiyonda ise genetik geçişlilik ve ototoksitite sebep olarak gösterilir. Bu hastalarda VNG ve VHİT sonrası tanı ile birlikte fizik muayenesi ve hikayesi ile doğru tanı konulur. Tanı konulduktan sonra ise uygun ve kapsamlı bir değerlendirme ve bu değerlendirme sonrası uygun ve bireysel bir tedavidir. Hastanın denge sisteminde tek başına vestibüler sistem değil vizüel ve propriosepsiyon sistemlerinde eşit şekilde görev alındığı bilinir. Bu sebeple hastayı değerlendirirken sadece unterberger ve kafa itme testi gibi testler değil dinamik görme keskinliği, tandem, romberg gibi vizüel ve proprioseptif testlerinde yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Değerlendirme kriterleri;

-VAS

-Unterberger testi

-Dinamik Görme Keskinliği

-Kova Testi

-Tandem ve Semitandem testi

-Romberg testi

-Sert zemin ve yumuşak zeminde tek ayak üstünde durma

-Mctsıb

-Kafa İtme Testi

Tedavi ise; bu değerlendirmeler ışığında hangi sistemde nasıl bir eksik var ise ona yönelik egzersiz programı çizilmesidir. Genel olarak egzersiz programları haftada 2-3 kere veya 15 günde bir gözlenerek ev programı şeklinde verilebilir. Daha çok problem odaklı tedavi son yıllarda ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu sebeple hastanın en çok neyi istediği yani hastanın amacı belirlenmeli ve fonksiyonel egzersizler verilmelidir. Genel olarak egzersiz programları;

-Okulomotor egzersizler

-VOR egzersizleri

-Boyun egzersizleri

-Postür egzersizleri

-Statik denge eğitimi

-Dinamik denge eğitimi

-Yürüme eğitimi

SONUÇ:

Unilateral veya bilateral vestibüler hipofonksiyonlu hastalarda mutlaka bireysel olarak değerlendirilerek bireysel bir egzersiz programı verilmelidir. Sadece vestibüler sistem ya da sadace proprioseptif sistem egzersizleri hastayı uzun vadede iyileşmeye itmeyeceği gibi atakların sıklaşmasına neden olabilir. Mutlaka hasta tüm sistemleri ile değerlendirilmeli ve egzersiz programı eksik olan yönlere göre düzenlenmeli ve doğru takip edilmelidir.

Duyurular
Anket
Ünvanınız nedir?

Odyometrist
Odyolog
Öğrenci (Odyometrist)
Ögrenci (Odyolog)
Doktor
Üniversitede öğretim üyesi
Diğer
E-Bülten
Yeniliklerden haberdar olabilmek için maillistimize katılın...
Adınız
E-posta Adresiniz
Ekle   Çıkar
Hava Durumu

İstanbul Cumartesi Parçalı Bulutlu Parçalı Bulutlu En yüksek 22°C En düşük 17°C

--counter--